firavun böceği uludağ’da

DSC06177

-İHA- Mısır’da kutsal olarak kabul edilen Kral Tutankhamun’un maskına benzeyen ‘Skarabe’ isimli böcek, Uludağ’da fotoğraflandı.
Doğa fotoğrafı sanatçısı Orhan Turhan tarafından Uludağ’da fotoğrafı çekilen firavun böceği (Skarabe), Tutankhamun’un maskına benzerliğiyle görenleri şaşırtıyor. Mısır’da kutsal olarak kabul edilen ve Kral Tutankhamun’a benzerliği nedeniyle ‘Skarabe’ olarak adlandırılan böceğin Uludağ’da ilk kez görüldüğü belirtildi.
Kafasının üst kısmı Tutankhamun’un kral tacına benzeyen böceğin sırtının alt tarafına doğru sarkan sarı uzantısı, firavunun çenesinin altındaki kral sakalını andırıyor. Böceğin sırtının kenarlarından sarkan sarı lacivert renklerdeki bölüm de Kral Tutankhamun’un üstüne giydiği kral pelerinine benziyor.
Mısırlı firavun Tutankhamun, M.Ö.1333-1323 yılları arasında hüküm sürmüştür. Asıl adı, Tutankhaton’dur. Tek tanrılı Aton dinini kuran, IV. Amenotep’in (Akhenaton) oğludur. Babası ölünce başka bir anneden olan yarı kız kardeşi Ankhesenamen ile evlenerek tahta çıkmıştır.

portre fotoğraf çekim teknikleri

Portre Fotoğrafı

Fotoğrafta portre deyimi, pek çok insanda bir kişinin başının ya da vesikalık fotoğraf çekilmesi olarak anlaşılmaktadır.
Oysa portre bunları kapsamakla birlikte bunların dışında bireyin kimliğini, karakterini, kişiliğini, duygularını ifade eden
bir özelliğe sahiptir. Portre politikacıdan esnafa, öğretmenden öğrenciye, çiftçiden sanayiciye, sporcudan sanatçıya kısaca bir insanın, bir anlık duygu ve düşüncülerini ya da hayatını bir anlatım şeklidir. Bu bakımdan bazen boy, bazen büst bazen de baş çekimleri portre fotoğrafı anlayışı içinde yer alabilir.

“Portre fotoğrafı çekmek , yazmaya şiirle başlamaya benzer. Hemen hemen her fotoğrafçının dağarcığında portre bulunur.
Fotoğrafımızda, portre dizisi hazırlayan ve olaya sürekli ilgi duyanlar arasında Ara Güler, Gültekin Çizgen, Ozan Sağdıç,
Şahin Kaygun, İsa Çelik, Cengiz Civa, Nazım Timuroğlu Gündüz Kayra, Mehmet Ünal, Çerkez Karadağ gibi isimler vardır.

Fotoğraf dünyamızda portre konusunda belli bir dünya görüşü, güzellik ve benlik anlayışı ortaya çıkmıştır.

Portre fotoğrafçılarımız, insan fenomeninin çok yönlü dünyasının, iç içe sorunları olan karmaşık yapısını çözümleyerek
etkili bir biçim anlayışla dile getirme konusunda önemli aşamalar geçirmişlerdir. Ortaya çıkarılan yapıtlarda tipleme, ışık, renk, biçim, ton geçişleri, istif, parça bütün bağlantısı, kadraj, atmosfer yaratma ve öz-biçim örgüsü etkileyici bir düzeye ulaşmıştır..Doğal olarak her insan ayrı bir dünyadır. Bu ayrı dünyaları anlatmanın iki temel zorluğu vardır. Bunlar, anlatılmak istenen kişinin önce anlatacak kişi tarafından anlaşılabilmesi ve anlatılacak kişinin tüm karakteristik özelliklerini bir defada ortaya koyabilecek uygun bakış açısı ve anın tespit edilmesidir. Çok kolay gibi gözüken bu iki nokta fotoğrafçılığın belki de en zor yanıdır. Bu nedenle fotoğraf çekerken kullanılan film, makine, objektif, portre fotoğrafçılığına uygun olanlardan seçilmeli, en önemlisi ışık, modelin görüntüsünün film üzerine düşmesi için bir araç değil, portresi çekilecek kişinin özelliklerini yansıtacak bir araç olarak kullanılması gerekir.

Portre fotoğraflarının çekilmesinde genelde 80- 200 odak uzunluğuna sahip objektiflerin kullanılması uygun olur. Geniş açılı objektiflerle konuya yaklaşıldığında objektif öndeki öğeleri abartarak büyüteceğinden kişinin burnu büyük başının arka tarafları küçük çıkacaktır. Bu durumda perspektif bozukluğuna neden olur. Çok uzun odak uzunluğunun kullanılması durumunda da derinlik etkisi yok olur. En uygun objektif 80 mm.‘lik objektiftir.Güneşli bir havada dışarıda portre fotoğrafı çekmek çok zordur. Zorunlu kalmadıkça bu ışık koşullarında portre fotoğrafı çekilmemelidir. Çünkü parlak güneş kişinin yüzüne dik geldiği zaman kişi yüzünü buruşturacak, gözlerini kısacaktır.

Güneş tepede iken saçların, kaşın ve burnun gölgesi yüzde istenmeyen görüntülerin oluşmasına neden olur. Güneşli havalarda yüz üzerinde açık ve gölge bölgeler arasında parlaklık farklarının fazla olması fotoğrafı olumsuz yönde etkiler.
Bu durumlarda yansıtıcılar (reflektör) ya da dolgu flaşı kullanılarak sert gölgeler yumuşatılabilir. Güneş modelin arkasında olduğu zaman isteğe bağlı olarak siluet görüntüler elde edilebilir ve bu şekilde değişik efekt etkisi yaratan görüntüler yakalanabilir. En uygun güneş ışığı sabahın erken ve akşam gün batmadan bir iki saat önceki ışığıdır. Açık havada puslu bir günde ya da gölgede çekilecek portreler uygun sonuçlar verebilir. Gölgede çekilecek portre fotoğraflarında
81 A veya 80 A gibi renk düzeltici filtreler kullanılması gerektiği unutulmamalıdır. Portre fotoğrafı çektirecek kişiler objektiften etkilenecekleri için ifadelerinde ve davranışlarında doğal olmayan bazı değişiklikler olabilir. Bu durumlarda fotoğrafçının model ile konuşması (modeli sıkmadan) kişinin doğal hareket etmesi için uygun bir yöntemdir. Yalnız modele dokunmak beklenin aksine ters etki yaratabilir.

Portre fotoğrafçılığında netleme kişinin göz bebeklerine yapılmalıdır. Çünkü gözler kişiliğin aynasıdır.

Modele çok yaklaşmak kadar ondan fazla uzaklaşmakta uygun değildir. Modelin arkasında kalan bölgelerde görüntüyü
bozucu etkisi olan ya da ilgiyi dağıtacak görüntüler olduğu zaman açık diyafram yardımı ile fon netsizleştirilir.

Böylece fotoğrafa üçüncü boyut etkisi verilmiş olur. Açık diyafram estantane değerinin de yükselmesini zorunlu kılacağından göz kapaklarının kırpılması gibi durumlarda ortaya çıkacak uyuyor imajı önlenmiş olur.

Modelin kişiliğinin anlatılması açısından bazen başın bir kısmı yeterli iken bazen başın tamamı veya vücudun tamamıda yeterli olabilir. Fotoğraf sanatı modelin kişiliğinin bizim objektifimizle yorumlanması olduğundan bir kemancı için kemanıyla birlikte çekilecek bir fotoğraf belki düşünülebilecek en son konu olduğu unutulmamalıdır.Kapalı mekanlarda portre fotoğrafı çekerken flaş kullanmak yerine camdan gelen ışıktan yararlanılmalıdır.

Camdan gelen ışık yumuşak ışık olduğundan modelin özelliklerini daha kolay yansıtmaya yarar. Eğer flaş kullanılması gerekiyorsa flaş modelin yüzüne değil duvarlara tutularak buralardan yansıyan ışıklarla fotoğraf çekilmelidir. Fotoğraf çekiminde yapay ışık kullanılacaksa en az iki ışığa ihtiyaç vardır. Bunlardan biri temel ışık olup konuyu aydınlatırken diğer ışık temel ışığın ortaya çıkardığı koyu bölgeleri yumuşatmak ya da dolgu ışığı olarak kullanılması gerekir. Portre fotoğrafının çekiminde model duvara ya da arkasında bulunan perdeye yaklaştırılmamalı, model ile duvar arasında en az bir metrelik bir mesafe bırakılmalıdır. Yapay ışıkta fotoğraf çekildiğinde model ile duvar arasından verilecek bir ışık modelin duvara yapışık gibi çıkmasını engeller.Tanımadığımız kişilerin portre fotoğraflarını çekmek için mutlaka izin istenmelidir. Merhaba faktörünü mutlaka kullanın. Kişiyle sohbet ederek yaklaşın olaya. Bir kahvehaneye girer girmez kimseyle konuşmadan fotoğraf çekmeye başlasanız içerdekilerin size tepkisi ne olur bir tahmin ediniz. Ama kahvehaneye girdikten sonra, en azından birkaç dakika oradakilerle sohbet etseniz, kimliğinizi açıklayıp işinizi anlatsanız hepsinin size sarılacağından şüpheniz olmasın.

“An fotoğrafları” çekmek için merhabalaşmaya vakit bulamayabilirsiniz de bazen.. Bu durumda fotoğrafçının ilişki kurmadaki ustalığı önemli rol oynar çoğu kez.. Fotoğrafı çektikten sonra paparazzi fotoğrafçısı gibi koşarak uzaklaşmayın oradan. Bu anı niye fotoğraflama gereği duyduğunuzu, izin almaya neden vakit bulamadığınızı, amacınızı mutlaka izah ediniz.

Kaynak:http://www.amaney.com/forum/fotografcilik/36939-fotograf-cekme-teknikleri-manzarayakin-makro-cekim-portre-fotografi.html

Macro Fotoğrafçılık

Fotoğrafçılıkta, makro çalışma tekniği en basit ve tatmin edici bir yöntem olarak kabul edilebilir. Özellikle sualtında yaşayan minik canlıları normal görüntülerinden daha büyük göstererek, renkleri ve detayları ortaya çıkarmak için kullanılan bir fotoğrafçılık tekniğidir.

Makro Çekimde Faşların Pozisyonu

Sualtında makro çekim tekniğini, genellikle bulanık veya düşük kontrastlı ortamlarda kullanabiliriz. Makronun en zorlayıcı yönü, sualtında uygun makro canlılarını bulmak ve fotoğraflamaktır. Bu sebeple makro fotoğrafçılıkta teknik olduğu kadar sualtı flora/faunasını ve sualtı canlılarını tanımamız gerekmektedir.

Makro çekim fotoğrafçılıkta, makinenin objektifini objeye çok yakın bir şekilde konumlandırarak ve resmin tümünü bu konu ile doldurarak elde edilir. Objeyi bu kadar yakından çektiğimizden renkler inanılmaz derecede parlak ve doygun çıkar. Peki makro çekim yaparken diyafram ayarını nasıl seçmeli ve nasıl bir objektif ile çalışmalıyız? Sorusu aklımızda oluşabilir. En iyi sonucu almak için öncelikle doğru makro canlısını seçmeliyiz. Ardından makinemizin diyafram ayarını f / 16 ya da f / 22 gibi bir değere alıp uygun 2T / 3T değerlerinde makro objektif kullanmalıyız.

Makro fotoğrafçılıkta ışık kaynağını kullanmak da büyük önem arz etmektedir. Fotoğrafta, istenmeyen plankton patlamalarının önüne geçmek için uygun ışık kaynağı kullanmak gerekmektedir. Makro çekimde de flaşımızı TTL konumda 45˚ ‘lik bir açıyla yerleştirmemiz gerekmektedir.

Makinemize bağlı bir ışık kaynağı (strobe) var ise flaşımızı yine aynı konumda Auto moduna alıp başarılı çekim yapabiliriz. Yapılan makro çekimlerde flaşı ya da ışık kaynağını objenin arka bölgesine düşürmemiz fotoğrafa derinlik kazandıracaktır.

Yakın plan (Close up) Fotoğrafcılık

Yakın plan ( Close-Up) fotoğraf çekimi, ne normal ne de makro çekim kategorisine giren bir çekim tekniğidir. Adından da anlaşılacağı gibi yakın plan çekimlere verilen isimdir.Bir çok sualtı fotoğraf makinesinde “close-up” lens kullanılmakta ya da “close-up mode” özelliği makinenin objektifinde bulunmaktadır. Makro çekimde olduğu gibi yakın plan ( close-up) çekimde de aynı kurallara uyulması halinde uygun ve güzel sonuçlar alınması mümkün olacaktır.

Profesyonel SLR (Single Lens Reflex) sistemlerde makro lensler 50mm, 60mm, 90mm, 105mm, 110mm ve 200mm‘dir. Bu sistemlerle makro çekim yapmak diğer amfibik ya da çerçeveli sistemlere göre daha kolaydır. Ancak bu durum fotoğrafta konuya hakimiyet açısından tavsiye edilmemektedir.

Makro fotoğrafçılıkta en önemli nokta size en iyi görüntüyü verecek makro canlıyı tespit etmektir. İyi seçilen makro canlıları size en iyi makro sonuçları verecektir. Makro fotoğrafçılıkta en sık rastlanan hata objeyi yukarıdan çekerek alan derinliğin ve perspektifin yok olmasına sebep olacaktır.

Çekeceğiniz makro canlıyı mutlaka yatay olarak görmelisiniz. Makro fotoğrafta neyi odakladığınızı çok iyi belirlemelisiniz. Canlıların gözüne fokuslamak genelde iyi sonuçlar verecektir. Canlılara yaklaştığınız zaman sabırlı olmalı ve yavaş hareket etmelisiniz. Yapacağınız hızlı hareketler, ortamın plankton sayısının artacağını ve yaklaştığınız canlıyı uzaklaştırabileceğini unutmamalısınız. Fotoğrafını çekeceğiz obje hareketliyse onu sabırla beklemelisiniz. Gündüz yapılan makro çekimlerde gün ışığını ve mavi tonu kullanmaya çalışın.

Kaynak: Caner Candemir

Doğa fotoğrafçılığı ve önemli fotoğraf kuralları ..

Doğa fotoğrafçılığı ve önemli fotoğraf kuralları

——————————————————————————–

FIAP Doğa Fotografı Tanımı

Doğa fotoğrafı, doğal bir yaşam alanı içindeki canlı, evcil olmayan hayvanlar ve tarımsal olarak yetiştirilmeyen bitkileri, jeolojik oluşumları ve böceklerden buzdağlarına kadar, doğal sürecin geniş çeşitliliğini tanımlar.
Evcil, kafes içinde saklanan veya her türlü yöntemle özgürlüğü kısıtlanmış hayvanlarla tarımsal olarak yetiştirilen bitkilerin fotoğrafları, doğa fotoğrafı olarak değerlendirilemez.
İnsanlar tarafından değişikliğe uğratılmış bir çevreye uyum sağlamaya çalışan baykuş ya da leylek gibi canlıların oluşturduğu doğa konularıyla; kasırga ve med-cezir dalgaları gibi çevreyi tekrar eski haline dönüştürmeye çalışan doğal güçlerin izlerini taşıyan görüntülerde, insan unsuru en az düzeyde olmak şartıyla kabul edilebilir.
Hangi fotografik araç kullanılırsa kullanılsın, orijinal görüntü fotoğrafçı tarafından çekilmiş olmalıdır. Orijinal görüntüye yapılacak her türlü müdahale ve değişiklik, hataların hafif bir rötuşu ile sınırlı olup, orijinal görüntünün içeriğini değiştirmemelidir.
Yukarıdaki şartlar yerine getirildikten sonra, tüm doğa fotoğraflarında artistik becerinin en üst düzeyinin kullanılması için her türlü çaba gösterilmelidir.

FIAP Doğa Fotografı Tanımının Amacı
FIAP doğa fotoğrafı tanımının amacı, bitki örtüsü, hayvanlar ve jeolojik oluşumların insan tarafından oluşturulmamış ve insan izi taşımayan doğal bir ortamda fotoğraflanmasını teşvik etmektir. Bu sebeple içinde insan ve çevresinin izlerini taşıyan hiçbir fotoğraf mükemmel olarak kabul edilemez. Bununla birlikte tanımın amacı, insanlar tarafından yapılmış olabilecek bir patikadan geçmekte olan vahşi bir hayvan örneğinde olduğu gibi, önemsiz kabul edilebilecek insan izlerinin de kabul edilmeyeceğini kasdetmez. Amaç fotoğrafçıların bitki örtümüze, hayvanlarımıza ve jeolojik oluşumlarımıza saygı göstermelerini ve insan izlerini ortadan kaldırmak ya da hiç olmazsa bunları en aza indirgemek için fotografik becerilerini kullanmalarını teşvik etmektir. Bir çok durumda, netleme yaparken seçici davranmak, fotoğraf makinasının bakış açısını değiştirmek gibi yöntemlerle bu koşullar sağlanabilir.
Amacın sadece fotoğrafların sergilenmesiyle ilgili sınırlar tanımlamak değil, fakat özellikle fotoğrafçıların doğal dünyayı duygu, hassasiyet ve gerçeklikle kaydetmelerini özendirmek olduğu hatırlanmalıdır. Kaybolmakta olan şeylerin acilen kaydedilmesi gerektiğinden dolayı ,bunu teşvik etmeliyiz. Amacımız doğa konularını görüntülemek ve insanlarla, onlara özgü ortamların görüntülerini de başkalarına bırakmaktır.

Bazı fotoğrafçıların kendi çevrelerinde zaten bu konuları görüntülemeye hazır vaziyette bulmaları avantajına sahip olduklarını biliyoruz, ancak bu durum fotoğrafçılığın her dalı için sözkonusudur. Bazıları özel olayları, manzaraları ya da insanları fotoğraflamak için uzun mesafeler boyu seyahat ediyorlarsa, bu durum doğa konuları için de geçerlidir.

Etik Kurallar
FIAP Doğa Komisyonu bir yandan detaylı talimatların önemini gözetirken, diğer yandan tüm güzel kuralların üzerine inşa edilmiş olduğu temel prensipleri, basit ve açık bir şekilde ifade etmenin de gerekli olduğu düşüncesindedir. Bu prensiplerin kısaca hatırlatılmasının daha kolay dikkat çekeceğine ve becerilerini doğal dünyaya uyarlayan tüm fotoğrafçıların da, sorumluluklarının zaten bilincinde olarak bunlara uyacaklarına inanıyoruz.
Aşağıdaki üç nokta tüm doğa fotoğrfaçılarının davranış biçimlerini üzerine kuracakları temeli oluşturmaktadır.

1. Özellikle de nadir bulunan ve soyu tehdit altındaki türler sözkonusu olduğunda konunun zenginliği, fotoğrafın zenginliğinden daha önemlidir. Bu durum, özünde hem jeolojik hem de biyolojik konuları kapsar.

2. Yerel ya da ulusal doğayı koruma şartları varsa, her koşulda bunlara uyulmalıdır. Bu şart, gerekli olduğunda giriş izinlerinin alınmasını, eğer işaretlenmiş ise izlenecek patika ve yol güzergahlarına uyulmasını kapsar.

3. Tüm durumlarda en yakın çevre ve bazı hallerde de daha geniş bir ekolojik alan, türlerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için bozulmadan bırakılmalıdır. Fotoğrafçılar onları görüntülemeden önce hassas yaşam biçimlerinin ihtiyaçları konusunda bilgi, sahibi olmalıdırlar. Sonuç olarak, fotoğraflanan bitkilerin etrafının düzenlenmesi, kuş çekimlerinde içine saklanılacak sabit barınak kullanılması ve benzeri, ortama müdahaleci faaliyetler, en az düzeyde tutularak dikkat ve sağduyu yoluyla gerçekleştirilmelidir.

Sonuç
Yaşayan organizmalar, herhangi bir kendine özgü ekosistemde bulunan türlerin hem kendi içinde, hem de türler arasında birbirlerine bağımlıdırlar. Doğal çevreler hayatta kalabilmek için içerdikleri tür ve birey sayısına bağlıdır. Bazı durumlarda bu dengeye en ufak bir müdahale dahi ,bir ya da birden fazla tür için felaket anlamına gelip, yeri doldurulamaz genetik kayıplara yol açabilir.
İnsanlığın gelişme süreci içerisinde doğal mirasımıza verdiğimiz zararın çok fazla acısını çekiyoruz. Bırakalım da fotoğrafçılar kayıplarımıza yenilerini ilave etmeksizin gelecek nesiller için bir şeyler kaydetsinler.

Çeviren: Nedim SİPAHİ
www.fotograf.net

Her hakkı saklıdır